VOCABANG ← Sözlüğe dön
Ücretsiz Kaynak

Köklerle İngilizce
Kelime Hazinesi Kitapçığı

33 Latince ve Yunanca kökü öğren, her birinden türeyen 6 gerçek İngilizce kelimeyi anlamı ve örnek cümlesiyle birlikte kap. Kelime listesi ezberlemekten çok daha hızlı bir yöntem.

33 KÖK 198+ KELİME TAMAMEN ÜCRETSİZ
📘 PDF olarak indir

38 sayfa · yazdırılabilir · internetsiz de okunur

İngilizce kelimelerin büyük bir kısmı birbirinden tamamen bağımsız değil — aynı Latince ya da Yunanca kökten türüyorlar. Örneğin tract kökü "çekmek" anlamına gelir; bunu bilince attract (çekmek, cezbetmek), extract (çıkarmak), contract (sözleşme), distract (dikkat dağıtmak) ve subtract (çıkarmak/matematik) kelimelerinin hepsini aynı anda, mantıklı bir şekilde öğrenmiş olursun.

Aşağıda bu yöntemle hazırlanmış 33 kökün tamamını, her birinden türeyen kelimeleri, Türkçe anlamlarını ve gerçek kullanım örnekleriyle birlikte bulacaksın. İstersen sayfada gezin, istersen yukarıdaki butondan PDF'ini indirip kaydet.

33 Kök, Tek Bakışta

01

audi

"duymak, işitmek" · Latince

audience
seyirci, dinleyici kitlesi
The audience applauded at the end of the concert.Seyirciler konserin sonunda alkışladı.
audible
duyulabilir, işitilebilir
Her voice was barely audible over the noise.Sesi gürültünün üzerinde zar zor duyulabiliyordu.
auditorium
konferans salonu, oditoryum
The concert will be held in the school auditorium.Konser okulun konferans salonunda yapılacak.
audition
seçme sınavı (oyunculuk/müzik)
She is preparing for a singing audition.Bir şarkı seçmesine hazırlanıyor.
inaudiblein- = içine
duyulamaz, işitilemez
His whisper was almost inaudible.Fısıltısı neredeyse duyulamazdı.
audio
ses, işitsel
The video has poor audio quality.Videonun ses kalitesi kötü.
02

bio

"yaşam, hayat" · Yunanca

biology
biyoloji
Biology is her favorite subject at school.Biyoloji okulda en sevdiği ders.
biography
biyografi, yaşam öyküsü
He wrote a biography about a famous scientist.Ünlü bir bilim insanı hakkında biyografi yazdı.
antibioticanti- = karşı
antibiyotik
The doctor prescribed an antibiotic for the infection.Doktor enfeksiyon için antibiyotik yazdı.
symbiosissym- = birlikte
ortak yaşam
The bees and flowers live in symbiosis.Arılar ve çiçekler ortak yaşam içinde yaşar.
biodiversity
biyoçeşitlilik
The rainforest has incredible biodiversity.Yağmur ormanının inanılmaz bir biyoçeşitliliği var.
biopsy
biyopsi
The doctor performed a biopsy to check for cancer.Doktor kanseri kontrol etmek için biyopsi yaptı.
03

cap / cept

"tutmak, almak, yakalamak" · Latince

capture
yakalamak, ele geçirmek
The photographer captured a beautiful sunset.Fotoğrafçı güzel bir gün batımını yakaladı.
acceptac- = -e doğru
kabul etmek
She accepted the job offer immediately.İş teklifini hemen kabul etti.
conceptcon- = birlikte
kavram
The concept of time is difficult to explain.Zaman kavramını açıklamak zordur.
exceptex- = dışına
hariç (dışarı almak)
Everyone attended the meeting except John.John hariç herkes toplantıya katıldı.
capable
yetenekli, muktedir
She is capable of solving complex problems.Karmaşık sorunları çözebilecek yetenekte.
capacity
kapasite, sığa
The stadium has a capacity of fifty thousand.Stadyumun elli bin kişilik kapasitesi var.
04

chron

"zaman" · Yunanca

chronic
kronik, süregelen
He suffers from chronic back pain.Kronik sırt ağrısı çekiyor.
chronology
kronoloji, zaman sırası
The museum displays events in chronology.Müze olayları kronolojik sırayla sergiliyor.
synchronizesyn- = birlikte
eşzamanlamak
Let's synchronize our watches before we start.Başlamadan önce saatlerimizi senkronize edelim.
chronicle
vakayiname, kronik
The book chronicles the history of the city.Kitap şehrin tarihini anlatıyor.
anachronismana- = yukarı, tekrar
çağa aykırılık
A knight using a smartphone would be an anachronism.Akıllı telefon kullanan bir şövalye bir çağ hatası olurdu.
chronometer
kronometre
Sailors used a chronometer to measure time at sea.Denizciler denizde zamanı ölçmek için kronometre kullandı.
05

cid / cis

"kesmek" · Latince

decidede- = aşağı, tersine
karar vermek (kesip atmak)
It's time to decide which university to attend.Hangi üniversiteye gideceğine karar verme zamanı geldi.
precisepre- = önce
kesin, tam
She gave precise instructions on how to get there.Oraya nasıl gidileceği konusunda kesin talimatlar verdi.
concisecon- = birlikte
özlü, kısa
Please keep your answer concise and clear.Lütfen cevabını özlü ve net tut.
scissors
makas
Use the scissors to cut the paper.Kağıdı kesmek için makası kullan.
homicidehomi- = insan, adam
cinayet
The detective investigated the homicide case.Dedektif cinayet vakasını araştırdı.
incisionin- = içine
kesi, yarık
The surgeon made a small incision.Cerrah küçük bir kesi yaptı.
06

corp

"beden, gövde" · Latince

corporation
şirket, kurum
He works for a large multinational corporation.Büyük bir çokuluslu şirkette çalışıyor.
corpse
ceset
The detective examined the corpse carefully.Dedektif cesedi dikkatlice inceledi.
corporate
kurumsal, şirkete ait
She works in the corporate world.Kurumsal dünyada çalışıyor.
incorporatein- = içine
birleştirmek, dahil etmek
The teacher incorporated games into the lesson.Öğretmen oyunları derse dahil etti.
corps
birlik, kolordu
He served in the medical corps during the war.Savaş sırasında sağlık biriminde görev yaptı.
corporal
bedensel; onbaşı
The soldier suffered corporal punishment.Asker bedensel cezaya maruz kaldı.
07

cred

"inanmak, güvenmek" · Latince

credit
itibar, kredi (güven)
She deserves credit for her hard work.Sıkı çalışması için takdiri hak ediyor.
credible
inanılır, güvenilir
His explanation didn't sound very credible.Açıklaması pek inandırıcı gelmedi.
incrediblein- = içine
inanılmaz
The view from the top was incredible.Tepeden manzara inanılmazdı.
credential
yetki belgesi
She showed her credentials before entering the lab.Laboratuvara girmeden önce yetki belgesini gösterdi.
creed
inanç, itikat
Everyone has the right to follow their own creed.Herkesin kendi inancını takip etme hakkı vardır.
discreditdis- = ayrı, olumsuzluk
gözden düşürmek
The scandal discredited the entire organization.Skandal tüm kurumu gözden düşürdü.
08

cur / cours

"akmak, koşmak" · Latince

current
akım; güncel
The current situation is quite difficult.Şu anki durum oldukça zor.
occuroc- = karşı
meydana gelmek
The accident occurred late at night.Kaza gece geç saatte meydana geldi.
recurre- = geri, tekrar
tekrarlamak
The same problem keeps recurring.Aynı sorun tekrar tekrar ortaya çıkıyor.
excursionex- = dışına
gezi, tur
The school organized an excursion to the museum.Okul müzeye bir gezi düzenledi.
course
rota, akış; ders
She is taking a course in graphic design.Grafik tasarım dersi alıyor.
cursor
imleç (koşan)
Move the cursor to the top of the page.İmleci sayfanın üstüne taşı.
09

dict

"söylemek" · Latince

predictpre- = önce
öngörmek, tahmin etmek
No one can predict the weather with full certainty.Hiç kimse havayı tam kesinlikle tahmin edemez.
dictate
dikte etmek, buyurmak
The teacher dictated the sentences slowly.Öğretmen cümleleri yavaşça dikte etti.
contradictcontra- = karşı
çelişmek, yalanlamak
His statement seemed to contradict the earlier report.İfadesi önceki raporla çelişiyor gibiydi.
verdictver- = gerçek, doğru
karar, hüküm
The jury reached a verdict after three hours.Jüri üç saat sonra bir karara vardı.
indicatein- = içine
göstermek, işaret etmek
The results indicate a rise in temperature.Sonuçlar sıcaklıkta bir artışa işaret ediyor.
dictionary
sözlük
I looked up the word in a dictionary.Kelimeyi bir sözlükte aradım.
10

duc / duct

"götürmek, yönetmek" · Latince

producepro- = ileri, önde
üretmek (ileri götürmek)
This region produces most of the country's wheat.Bu bölge ülkenin buğdayının çoğunu üretir.
reducere- = geri, tekrar
azaltmak
We need to reduce our expenses this month.Bu ay giderlerimizi azaltmamız gerekiyor.
introduceintro- = içeri
tanıtmak
Let me introduce you to my colleague.Seni meslektaşımla tanıştırayım.
conductcon- = birlikte
yürütmek, yönetmek
The teacher will conduct the experiment in class.Öğretmen deneyi sınıfta yürütecek.
educatee- = dışına
eğitmek (dışa çıkarmak)
Schools educate children about science and history.Okullar çocukları bilim ve tarih konusunda eğitir.
deducede- = aşağı, tersine
çıkarım yapmak
From the clues, the detective deduced the culprit.İpuçlarından dedektif suçluyu buldu.
11

fac / fic

"yapmak" · Latince

factory
fabrika (yapım yeri)
He works at a car factory.Bir araba fabrikasında çalışıyor.
fiction
kurgu (uydurulmuş)
She writes science fiction novels.Bilim kurgu romanları yazıyor.
efficientef- = dışına
verimli
The new engine is more fuel efficient.Yeni motor daha yakıt verimli.
sufficientsuf- = altından
yeterli
We don't have sufficient evidence to convict him.Onu mahkûm etmek için yeterli kanıtımız yok.
affectaff- = -e doğru
etkilemek
The weather can affect your mood.Hava durumu ruh halini etkileyebilir.
artificialarti- = beceri, sanat
yapay
The drink contains artificial flavoring.İçecek yapay aroma içeriyor.
12

fer

"taşımak, götürmek" · Latince

transfertrans- = öteye, karşıya
aktarmak, nakletmek
She transferred to a new school last year.Geçen yıl yeni bir okula nakil oldu.
referre- = geri, tekrar
atıfta bulunmak
Please refer to page ten for more details.Daha fazla detay için lütfen onuncu sayfaya bakın.
preferpre- = önce
tercih etmek
I prefer tea to coffee.Kahve yerine çayı tercih ederim.
differdif- = ayrı
farklı olmak
Their opinions differ on this issue.Bu konuda görüşleri farklılık gösteriyor.
offerof- = karşı
teklif etmek
The company offered him a better salary.Şirket ona daha iyi bir maaş teklif etti.
confercon- = birlikte
danışmak, vermek
The doctors conferred before making a decision.Doktorlar karar vermeden önce görüştüler.
13

flu

"akmak" · Latince

fluent
akıcı
She is fluent in three languages.Üç dilde akıcı konuşuyor.
fluid
sıvı, akışkan
Drink plenty of fluid during exercise.Egzersiz sırasında bol sıvı iç.
influencein- = içine
etki (içe akan)
Parents have a big influence on their children.Ebeveynlerin çocukları üzerinde büyük etkisi vardır.
affluentaf- = -e doğru
varlıklı, bereketli
They live in an affluent neighborhood.Varlıklı bir mahallede yaşıyorlar.
fluctuate
dalgalanmak
Prices tend to fluctuate during the holidays.Fiyatlar tatillerde dalgalanma eğilimindedir.
influenzain- = içine
grip (akıntı hastalığı)
He was in bed with influenza for a week.Bir hafta boyunca gripten yatakta kaldı.
14

form

"şekil, biçim" · Latince

reformre- = geri, tekrar
reform, düzeltme
The government promised to reform the education system.Hükümet eğitim sistemini reforme etmeye söz verdi.
transformtrans- = öteye, karşıya
dönüştürmek
The app transformed the way people shop online.Uygulama insanların internetten alışveriş yapma şeklini dönüştürdü.
conformcon- = birlikte
uymak, uyum sağlamak
He refused to conform to social expectations.Toplumsal beklentilere uymayı reddetti.
deformde- = aşağı, tersine
biçimini bozmak
Excessive heat can deform plastic objects.Aşırı ısı plastik nesnelerin şeklini bozabilir.
uniformuni- = tek, bir
üniforma; tek biçimli
All students must wear a school uniform.Tüm öğrenciler okul üniforması giymelidir.
format
biçim, format
Please save the file in PDF format.Lütfen dosyayı PDF biçiminde kaydedin.
15

geo

"dünya, yer" · Yunanca

geography
coğrafya
We studied the geography of South America.Güney Amerika'nın coğrafyasını inceledik.
geology
jeoloji, yer bilimi
He is passionate about geology and rocks.Jeoloji ve kayalara karşı tutkulu.
geometry
geometri
Students learn geometry in middle school.Öğrenciler ortaokulda geometri öğrenir.
geopolitics
jeopolitik
The conflict changed the geopolitics of the region.Çatışma bölgenin jeopolitiğini değiştirdi.
geothermal
jeotermal
The country uses geothermal energy for heating.Ülke ısıtma için jeotermal enerji kullanıyor.
geologist
jeolog
A geologist studies rocks and the earth's structure.Bir jeolog kayaları ve dünyanın yapısını inceler.
16

grad / gress

"adım atmak, ilerlemek" · Latince

gradual
kademeli, yavaş
There was a gradual improvement in her health.Sağlığında kademeli bir iyileşme oldu.
graduate
mezun olmak
He graduated from university last spring.Geçen bahar üniversiteden mezun oldu.
progresspro- = ileri, önde
ilerleme
The students are making good progress.Öğrenciler iyi ilerleme kaydediyor.
aggressiveag- = -e doğru
saldırgan
The dog became aggressive when strangers approached.Köpek yabancılar yaklaşınca saldırganlaştı.
congresscon- = birlikte
kongre, meclis
The bill was passed by congress.Yasa tasarısı meclis tarafından kabul edildi.
regressre- = geri, tekrar
gerilemek
Without practice, your skills may regress.Pratik yapmadan becerilerin gerileyebilir.
17

ject

"atmak" · Latince

rejectre- = geri, tekrar
reddetmek (geri atmak)
The committee rejected his proposal.Komite onun teklifini reddetti.
injectin- = içine
enjekte etmek
The nurse injected the medicine into his arm.Hemşire ilacı koluna enjekte etti.
projectpro- = ileri, önde
yansıtmak, tasarlamak
The film projected images onto the large screen.Film, görüntüleri büyük ekrana yansıttı.
ejecte- = dışına
çıkarmak, fırlatmak
The pilot had to eject from the damaged aircraft.Pilot hasarlı uçaktan fırlamak zorunda kaldı.
objectob- = karşı, üzerine
itiraz etmek; nesne
Several members objected to the new policy.Birkaç üye yeni politikaya itiraz etti.
subjectsub- = altında
konu; -e maruz bırakmak
Children are often subject to their parents' rules.Çocuklar genellikle ebeveynlerinin kurallarına tabidir.
18

manu / man

"el" · Latince

manual
elle yapılan; kılavuz
Read the manual before using the machine.Makineyi kullanmadan önce kılavuzu okuyun.
manuscriptmanu- = el
el yazması
The author submitted her manuscript to the publisher.Yazar el yazmasını yayıncıya teslim etti.
manufacture
imal etmek
The factory manufactures car parts.Fabrika araba parçaları imal ediyor.
manipulate
elle yönlendirmek
He tried to manipulate the data to support his theory.Teorisini desteklemek için verileri manipüle etmeye çalıştı.
manage
yönetmek, idare etmek
She manages a team of twenty people.Yirmi kişilik bir ekibi yönetiyor.
manicure
el/tırnak bakımı
She got a manicure before the wedding.Düğünden önce manikür yaptırdı.
19

mit / miss

"göndermek" · Latince

submitsub- = altında
teslim etmek, sunmak
Please submit your application by Friday.Lütfen başvurunuzu Cuma gününe kadar teslim edin.
permitper- = tamamen, boyunca
izin vermek
This ticket permits you to enter the museum.Bu bilet müzeye girmenize izin verir.
transmittrans- = öteye, karşıya
iletmek
The signal is transmitted via satellite.Sinyal uydu aracılığıyla iletilir.
admitad- = -e doğru
kabul etmek, itiraf etmek
He admitted that he had made a mistake.Bir hata yaptığını kabul etti.
dismissdis- = ayrı, olumsuzluk
işten çıkarmak, savmak
The boss dismissed the idea without discussion.Patron fikri tartışmadan reddetti.
mission
görev (gönderilme)
The astronauts completed their mission successfully.Astronotlar görevlerini başarıyla tamamladılar.
20

path

"duygu, acı, hastalık" · Yunanca

sympathysym- = birlikte
sempati, acıma
She expressed her sympathy for the victims.Kurbanlar için üzüntüsünü dile getirdi.
empathyem- = içine
empati
Good doctors show empathy toward their patients.İyi doktorlar hastalarına karşı empati gösterir.
apathya- = olumsuzluk (-sız)
duyarsızlık
There is growing apathy among young voters.Genç seçmenler arasında artan bir duyarsızlık var.
pathetic
acınası, zavallı
His excuse was pretty pathetic.Bahanesi oldukça acınacak haldeydi.
pathology
patoloji
She specializes in pathology at the hospital.Hastanede patoloji alanında uzmanlaşmış.
psychopathpsycho- = ruh, zihin
psikopat
The film is about a dangerous psychopath.Film tehlikeli bir psikopat hakkında.
21

pel / puls

"itmek, sürmek" · Latince

expelex- = dışına
kovmak, atmak
The student was expelled for cheating.Öğrenci kopya çektiği için okuldan atıldı.
compelcom- = birlikte
zorlamak
Nothing can compel her to change her mind.Hiçbir şey fikrini değiştirmeye onu zorlayamaz.
propelpro- = ileri, önde
ileri itmek
The engine propels the boat forward.Motor tekneyi ileri doğru iter.
repelre- = geri, tekrar
püskürtmek, itmek
This spray repels mosquitoes effectively.Bu sprey sivrisinekleri etkili şekilde uzak tutar.
impulseim- = içine
ani istek, dürtü
She bought the dress on impulse.Elbiseyi anlık bir dürtüyle satın aldı.
pulse
nabız, atım
The doctor checked his pulse.Doktor nabzını kontrol etti.
22

pon / pos

"koymak" · Latince

proposepro- = ileri, önde
önermek (ileri koymak)
He proposed a new plan to the board.Yönetim kuruluna yeni bir plan önerdi.
composecom- = birlikte
oluşturmak, bestelemek
She composed a beautiful piece of music.Güzel bir müzik parçası besteledi.
exposeex- = dışına
maruz bırakmak, açığa çıkarmak
The scandal exposed corruption in the government.Skandal hükümetteki yolsuzluğu açığa çıkardı.
depositde- = aşağı, tersine
yatırmak, depozito
He deposited money into his bank account.Banka hesabına para yatırdı.
postponepost- = sonra
ertelemek (sonraya koymak)
The meeting was postponed until next week.Toplantı gelecek haftaya ertelendi.
opposeop- = karşı
karşı çıkmak
Many residents opposed the new construction project.Birçok sakin yeni inşaat projesine karşı çıktı.
23

port

"taşımak" · Latince

importim- = içine
ithal etmek
Turkey imports a lot of oil from abroad.Türkiye yurt dışından çok fazla petrol ithal ediyor.
exportex- = dışına
ihraç etmek
The company exports furniture to Europe.Şirket Avrupa'ya mobilya ihraç ediyor.
transporttrans- = öteye, karşıya
taşımak, nakletmek
Buses transport passengers across the city.Otobüsler yolcuları şehir boyunca taşır.
portable
taşınabilir
This laptop is light and portable.Bu dizüstü bilgisayar hafif ve taşınabilir.
supportsup- = altından
desteklemek
Her family supported her decision to study abroad.Ailesi yurt dışında okuma kararını destekledi.
reportre- = geri, tekrar
rapor, geri taşımak
She wrote a detailed report on the incident.Olay hakkında ayrıntılı bir rapor yazdı.
24

scrib / script

"yazmak" · Latince

describede- = aşağı, tersine
betimlemek, tanımlamak
Can you describe what happened last night?Dün gece ne olduğunu anlatabilir misin?
prescribepre- = önce
reçete yazmak, emretmek
The doctor prescribed antibiotics for the infection.Doktor enfeksiyon için antibiyotik yazdı.
subscribesub- = altında
abone olmak
I subscribed to a monthly magazine.Aylık bir dergiye abone oldum.
manuscriptmanu- = el
el yazması
The author submitted her manuscript to the publisher.Yazar el yazmasını yayıncıya teslim etti.
transcripttran- = öteye, karşıya
yazılı kopya, döküm
You can request an official transcript from the university.Üniversiteden resmi bir transkript talep edebilirsin.
scripture
kutsal metin
The passage is taken from religious scripture.Pasaj dini bir kutsal metinden alınmıştır.
25

spect

"bakmak, görmek" · Latince

inspectin- = içine
incelemek, teftiş etmek
The manager will inspect the factory tomorrow.Müdür yarın fabrikayı denetleyecek.
respectre- = geri, tekrar
saygı (geri bakmak)
Students should respect their teachers.Öğrenciler öğretmenlerine saygı göstermelidir.
suspectsu- = altından
şüphelenmek
Police suspect he was involved in the robbery.Polis onun soyguna karıştığından şüpheleniyor.
prospectpro- = ileri, önde
olasılık, gelecek beklentisi
The job offers good career prospects.İş, iyi kariyer olasılıkları sunuyor.
perspectiveper- = tamamen, boyunca
bakış açısı
Try to see the problem from her perspective.Sorunu onun bakış açısından görmeye çalış.
spectator
seyirci, izleyici
Thousands of spectators watched the final match.Binlerce seyirci final maçını izledi.
26

struct

"inşa etmek, yapmak" · Latince

constructcon- = birlikte
inşa etmek
Workers will construct a new bridge this year.İşçiler bu yıl yeni bir köprü inşa edecek.
structure
yapı
The structure of the essay is clear and logical.Denemenin yapısı net ve mantıklı.
instructin- = içine
talimat vermek, öğretmek
The manual instructs users on how to assemble the desk.Kılavuz kullanıcılara masayı nasıl kuracaklarını öğretir.
destructde- = aşağı, tersine
yok etmek
The device has a self-destruct mechanism.Cihazın kendi kendini yok etme mekanizması var.
obstructob- = karşı, üzerine
engellemek
A fallen tree obstructed the road.Devrilen bir ağaç yolu tıkadı.
infrastructureinfra- = altında
altyapı
The city invested heavily in its infrastructure.Şehir altyapısına büyük yatırım yaptı.
27

tain / ten

"tutmak" · Latince

containcon- = birlikte
içermek
This box contains old photographs.Bu kutu eski fotoğraflar içeriyor.
maintainmain- = el
sürdürmek, korumak
It's important to maintain a healthy diet.Sağlıklı bir beslenmeyi sürdürmek önemlidir.
obtainob- = karşı, üzerine
elde etmek
You need a permit to obtain a license.Bir ruhsat elde etmek için izin gerekiyor.
retainre- = geri, tekrar
elde/akılda tutmak
Try to retain the important details in your notes.Önemli detayları notlarında tutmaya çalış.
sustainsus- = altından
ayakta tutmak
The bridge can sustain heavy loads.Köprü ağır yükleri taşıyabilir.
tenant
kiracı (mülkü tutan)
The tenant pays rent every month.Kiracı her ay kira ödüyor.
28

tend / tens

"uzatmak, germek" · Latince

extendex- = dışına
uzatmak, genişletmek
They decided to extend their vacation by two days.Tatillerini iki gün uzatmaya karar verdiler.
pretendpre- = önce
-mış gibi yapmak
The children pretended to be pirates.Çocuklar korsanmış gibi yaptılar.
attendat- = -e doğru
katılmak, ilgilenmek
All employees must attend the meeting.Tüm çalışanlar toplantıya katılmalı.
intensein- = içine
yoğun, şiddetli
The competition between the two teams was intense.İki takım arasındaki rekabet yoğundu.
tension
gerilim
There was a lot of tension in the room.Odada çok fazla gerilim vardı.
tendency
eğilim
He has a tendency to arrive late.Geç kalma eğilimi var.
29

tract

"çekmek" · Latince

attractat- = -e doğru
çekmek, cezbetmek
Bright colors attract bees to flowers.Parlak renkler arıları çiçeklere çeker.
extractex- = dışına
çıkarmak, özütlemek
Dentists sometimes need to extract a tooth.Diş hekimleri bazen bir dişi çekmek zorunda kalır.
contractcon- = birlikte
sözleşme; kasılmak
The two companies signed a contract.İki şirket bir sözleşme imzaladı.
distractdis- = ayrı, olumsuzluk
dikkatini dağıtmak
Loud music can distract you while studying.Yüksek sesli müzik çalışırken dikkatini dağıtabilir.
subtractsub- = altında
çıkarmak (matematik)
Subtract five from ten to get five.On'dan beşi çıkar, beş elde edersin.
abstractabs- = uzağa, ayrı
soyut; özet
The lecture was too abstract for beginners.Ders yeni başlayanlar için çok soyuttu.
30

ven / vent

"gelmek" · Latince

preventpre- = önce
önlemek (önce gelmek)
Regular exercise can prevent many diseases.Düzenli egzersiz birçok hastalığı önleyebilir.
inventin- = içine
icat etmek
Who invented the telephone?Telefonu kim icat etti?
conventioncon- = birlikte
toplantı; gelenek
The teachers attended an education convention.Öğretmenler bir eğitim toplantısına katıldı.
avenuea- = -e doğru
cadde (geliş yolu)
The house is located on a quiet avenue.Ev sessiz bir caddede yer alıyor.
revenuere- = geri, tekrar
gelir (geri gelen)
The company's revenue increased this quarter.Şirketin geliri bu çeyrekte arttı.
evente- = dışına
olay, etkinlik
The wedding was a wonderful event.Düğün harika bir etkinlikti.
31

vert / vers

"döndürmek, çevirmek" · Latince

convertcon- = birlikte
dönüştürmek
They converted the old barn into a house.Eski ahırı bir eve dönüştürdüler.
reversere- = geri, tekrar
tersine çevirmek
He reversed the car out of the driveway.Arabayı geri geri sürerek garaj yolundan çıkardı.
divertdi- = ayrı, farklı yönlere
saptırmak, yön değiştirmek
The police diverted traffic away from the accident.Polis trafiği kazadan uzaklaştırdı.
version
sürüm, versiyon
This is the latest version of the software.Bu yazılımın en son sürümü.
universeuni- = tek, bir
evren (tek yöne dönmüş)
Scientists still don't know the size of the universe.Bilim insanları hâlâ evrenin büyüklüğünü bilmiyor.
introvertintro- = içeri
içe dönük
As an introvert, she prefers quiet evenings at home.İçe dönük biri olarak evde sessiz akşamları tercih ediyor.
32

vis / vid

"görmek" · Latince

vision
görüş, görme
She has a clear vision for the company's future.Şirketin geleceği için net bir vizyonu var.
visible
görünür
The mountain was barely visible through the fog.Dağ sisin arasından zar zor görünüyordu.
evidente- = dışına
açık, aşikâr
It was evident that she was upset.Üzgün olduğu aşikârdı.
supervisesuper- = üstünde
denetlemek
He supervises a team of ten engineers.On mühendisten oluşan bir ekibi denetliyor.
revisere- = geri, tekrar
gözden geçirmek
Please revise your essay before submitting it.Lütfen denemeni teslim etmeden önce gözden geçir.
providepro- = ileri, önde
sağlamak (önceden görmek)
The hotel provides free breakfast for guests.Otel misafirlere ücretsiz kahvaltı sağlıyor.
33

voc / vok

"seslenmek, çağırmak" · Latince

vocal
sesle ilgili, sesli
She was very vocal about her opinions.Görüşleri konusunda oldukça açık sözlüydü.
vocabulary
kelime hazinesi
Reading helps you build a strong vocabulary.Okumak güçlü bir kelime hazinesi oluşturmana yardımcı olur.
advocatead- = -e doğru
savunmak, savunucu
She advocates for better education policies.Daha iyi eğitim politikaları için savunuculuk yapıyor.
provokepro- = ileri, önde
kışkırtmak
His comments provoked an angry reaction.Yorumları öfkeli bir tepkiyi kışkırttı.
evokee- = dışına
çağrıştırmak, uyandırmak
The song evoked memories of her childhood.Şarkı çocukluk anılarını çağrıştırdı.
vocation
meslek, çağrı
Teaching is more than a job for her, it's a vocation.Öğretmenlik onun için bir işten öte, bir meslek çağrısı.
revokere- = geri, tekrar
iptal etmek, geri almak
The government revoked his license after the incident.Hükümet olaydan sonra lisansını iptal etti.

Bu sadece başlangıç

Vocabang'te 33 kökün tamamı, argo & günlük dil ifadeleri, kelime testleri ve 33.000+ kelimelik genel sözlük seni bekliyor.

Vocabang'i keşfet →